Doppler Kayması, Sinyal Hızı
ve Dalga Mekaniği Arasındaki İlişki
Han Erim
Bağımsız Araştırmacı
8 December 2025
DOI:
https://zenodo.org/records/17919673
I – ÖZET
Bu çalışmada Doppler
Kayması kullanılarak bir elektromanyetik dalganın (sinyalin) hızının
referans sistemlerine göre farklılık gösterdiği ortaya konmaktadır.
Çalışmanın temel bulguları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Hedef Cisim açısından,
kendisine gelen veya gelmekte olan bir sinyalin hızı Hedef Cismin kendi
referans sistemine göre daima
sabittir ve “c” değerine eşittir.
Kaynak Cisim ile Hedef Cisim
arasında göreli hareket bulunduğunda, Kaynak Cismin kendi
referans sistemine göre yayınladığı sinyalin hızı “c” değerinden farklıdır.
Doppler Kayması olayında dalga
boyundaki değişim, Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki mesafeden bağımsız olarak, sinyalin yayınlanma anında
gerçekleşir.
Doppler Kaymasında, sinyalin
dalga boyundaki değişim ile sinyalin
yayınlanma hızındaki değişim, dalga mekaniğine uygun bir şekilde
eş zamanlı olarak meydana gelir.
Yayınlanan Sinyalin Hızı = Sinyalin frekansı x Sinyalin değişmiş dalga
boyu
Bu sonuçlar, Elektromanyetik Teoride çeşitli eksiklikler ve hatalar
bulunduğunu göstermektedir. Sunulan çalışma, bu eksikliklere yönelik
düzeltmeler yaparak Elektromanyetik Teoriyi daha tutarlı ve açıklayıcı
bir seviyeye taşımaktadır.
II – YÖNTEM VE DENEYSEL KURGU
Bu çalışmanın anlatımında homojen ve tekdüze elektromanyetik dalga
üreten bir sinyal verici cihaz kullanılmıştır. Cihazın frekansının
sabit ve f0 olduğu kabul edilir. Bu frekans
değeri ile cihazın üreteceği sinüzoidal sinyallerin dalga boyuc = f0 . λ0eşitliği gereğince
olacaktır. Dolayısıyla, f0 ve λ0 değerleri, cihazın fabrika çıkışı
temel karakteristikleri olarak kabul edilmektedir. Çalışmada ele alınan
tüm sinyal gönderme işlemlerinin, bu sabit frekanslı sinyal
üreticileriyle gerçekleştirildiği varsayılmıştır. Bu cihazlardan biri
uçağa, diğerleri ise sinyal kulelerine yerleştirilmiştir.
Figür 1 – Çalışmada
kullanılan cihaz.
Bilgilendirme notu:
Bu makalede kullanılan tüm figürler, ilgili animasyonlardan alınmış
karelerden oluşturulmuştur. Figür açıklamalarında yer alan yıldız
işareti (★), ilgili figürün izlenebilir bir animasyona sahip olduğunu
göstermektedir.
Burada makaleyi okurken bir yandan da bu animasyonları
izleyebilirsiniz. Deneysel Kurgu:
Konu anlatımının Birinci Bölümünde:
Aşağıdaki Figür 2’de görüldüğü üzere, merkezde O konumunda bir kule ve bunun her
iki yanında A ve B konumlarında iki kenar kulesi
bulunmaktadır.
Figür 2 – Ortada bulunan O
konumundaki kule A ve B kulelerine sinyal gönderir.
Figür 3’te ise O konumunun
üzerinden geçen bir uçak vardır ve yine aynı şekilde A ve B konumlarında birer kule
bulunmaktadır.
Figür 3 – Uçak O konumu üzerinden geçerken A ve B kulelerine sinyal göndermeye
başlar.
Kenarlardaki A ve B kulelerinin, O konumuna olan uzaklıkları
birbirine eşittir. Çalışmada önce ortadaki kuleden yanlardaki A ve B kulelerine sinyal gönderilmiş,
ardından uçaktan A ve B kulelerine sinyal gönderilerek iki
durum karşılaştırılmış; Doppler Kaymasına bağlı dalga boyu değişimleri
ve sinyal hızları bu karşılaştırmalar üzerinden incelenmiştir.
Konu anlatımının İkinci Bölümünde:
Figür 4’te görüldüğü üzere, bu kez yanlardaki A ve B kulelerinden ortada bulunan uçağa
sinyaller gönderilmiş ve yine Doppler Kaymasına bağlı olarak ortaya
çıkan dalga boyu değişimi ve sinyal hızları incelenmiştir.
Figür 4 – Uçak O konumu üzerinden geçerken A ve B kuleleri sinyal
göndermeye başlar.
Doppler Kaymasının oluşumunun ve sinyal hızlarının kaynak ve
hedef referans sistemlerine göre nasıl farklılaştığının açık bir
şekilde görülebilmesi amacıyla kulelerin ve uçağın hareketi aynı
doğrultu üzerinde seçilmiştir. Böylece dalga boyu ve dalga hızı
değişimlerinin hangi fiziksel büyüklüklerden kaynaklandığı daha
belirgin biçimde ortaya konulmuştur.
III – KONU ANLATIMI VE OLAYIN GELİŞİMİ (Birinci Bölüm)
1) Ortadaki Kuleden Sinyal Gönderiliyor
Ortada bulunan O konumundaki
kule, kendisinden eşit uzaklıkta bulunan A ve B kulelerine sinyal gönderir.
Figür 5 – Ortadaki kule, yanlardaki kulelere sinyal gönderiyor.
Olayın gelişimi: − Kule t1
anında sinyal göndermeye başlar. − Her iki yönde hareket eden
sinyaller t2 anında yanlardaki kulelere varır. − Sinyalin seyahat süresi: t
= t2 − t1 − Sağ ve sol tarafa giden
sinyaller tarafından kat edilen yollar Sinyal hızı “c” olduğundan: AO = BO = c.t − Kat edilen yolların dalga boyu
cinsinden gösterilmesi: Kaynak ve hedef
kuleler birbirine göre hareketsizdir. Bu nedenle sinyalin dalga boyunda
herhangi bir değişim olmaz ve cihazın üretim değeri olan λ0 sabit dalga boyu
geçerli olur. Dolayısıyla kat
edilen yol:
AO = BO = n.λ0 n değeri: n = c.t / λ0 Kuleler birbirine
göre hareketsiz olduğu için burada sinyalin dalga boyu değişmeyecektir.
Aşağıdaki Figür 6’da sinyallerin varma anı ve ilgili matematiksel
eşitlikler gösterilmektedir.
t1 anında O konumundan geçen uçak her iki
yandaki kulelere sinyal göndermeye başlar. Uçağın hızı “v”
olarak kabul edilmektedir.
Figür 7 – Uçak yanlardaki
kulelere sinyal gönderiyor.
Uçağın hareketi sebebiyle, gönderilen sinyallerin dalga boylarının değiştiği açıkça
görülür. Figürün animasyonlu versiyonunda bu durum herhangi bir
açıklamaya gerek kalmadan net bir biçimde izlenebilir. − Uçağın arkasında kalan A kulesine doğru
giden sinyallerin dalga boyları uzamış
olup λ1 ile gösterilmiştir. − Uçağın önündeki B kulesine giden
sinyallerin dalga boyu kısalmış
olup λ2 ile gösterilmiştir.
Olay akışı özeti: t1 anında uçak O
konumundayken sinyal yayını başlar. − Sinyaller O konumundan yola çıktıkları için, O noktasına eşit uzaklıkta bulunan A ve B kulelerine aynı t2
anında varırlar. − Sinyallerin seyahat süresi: t
= t2 − t1 − Uçak olay başlangıcı olan t1
anında O konumundadır.
Sinyaller kulelere ulaşıncaya kadar geçen süre boyunca uçak v hızı ile
hareket ederek t2 anında C konumuna gelir. Uçağın bu süre içinde kat
ettiği yol: CO = v.t − Uçak her iki yöne aynı frekansla sinyal
yayınlamaktadır. Bu nedenle her iki yönde oluşan dalga dizilerinin
sayıları eşittir. Bu sayı figürde “n” ile
gösterilmektedir.
Uçağın kendi referans sisteminde,
kulelere gönderdiği sinyallerin kat ettiği yolların gösterilmesi:
Sol tarafa giden sinyal (A kulesi
yönü): A kulesi uçaktan v hızıyla
uzaklaşmaktadır. Bu durumda A
kulesine giden sinyalin kat ettiği yol:
Hız ve zaman cinsinden: AC = c.t +
v.t = (c+v).t
Dalga boyu cinsinden: AC = n .
λ1
Sağ tarafa giden sinyal (B kulesi
yönü): B kulesi uçağa v hızıyla
yaklaşmaktadır. Bu durumda B
kulesine giden sinyalin kat ettiği yol:
Hız ve zaman cinsinden: BC = c.t −
v.t = (c−v).t
Dalga boyu cinsinden: BC = n . λ2
Aşağıdaki figürde, sinyallerin A
ve B kulelerine varma anı ve
ilgili matematiksel eşitlikler gösterilmektedir.
Bu noktada Elektromanyetik Teoride
yapılan temel hatayı açık bir biçimde görebiliyoruz.
Elektromanyetik Teoriye göre, bir kaynaktan gönderilen elektromanyetik
sinyallerin hızı hangi referans sistemi ele alınırsa alınsın daima “c” olmalıdır. Yer referans sistemine
göre ve yanlardaki A ve B kulelerinin referans sistemlerine
göre sinyallerin hızının “c” olduğu
figürde açıkça görülen ve tartışmasız olan bir durumdur. Buna karşılık,
uçağın referans sistemine geçtiğimizde
fiziksel tablo tamamen değişmektedir. Uçağın referans sistemine
göre, A kulesine giden sinyallerin hızı “c+v” ve B kulesine giden sinyallerin hızı “c–v” olmaktadır. Sinyallerin A ve B kulelerine varma süresi t
= t2 − t1 olduğu dikkate
alındığında, uçağın referans sistemine göre olan sinyal hızları
kolaylıkla hesaplanır:
Uçağın referans sistemine göre:
A kulesine giden
sinyallerin hızı:
B kulesine giden sinyallerin
hızı:
olmaktadır.
Dolayısıyla, uçağın gönderdiği sinyallerin hızlarının c yerine c±v olması, ışık hızının bütün referans sistemlerinde
sabit olması gerektiğini öne süren elektromanyetik teoriyle
açık bir çelişki oluşturmaktadır. Bu sonuç, teorinin çok kritik
bir noktada gerçekliği doğru yansıtmadığını göstermektedir.
Grafiğin ortaya koyduğu bir diğer önemli bulgu
şudur: Sol tarafa giden sinyallerin tamamı aynı dalga boyuna sahiptir (λ1).
Benzer şekilde, sağ tarafa giden tüm sinyaller de λ2 dalga boyuna sahiptir.
Dalga boyundaki bu değişimleri sinyali yayınlayan cihazın
karakteristik özelliklerinden bağımsız
olarak ve sinyalin yayınlanma
anında gerçekleşmiştir. Figürün animasyon versiyonunda bu süreç açık
bir biçimde izlenebilmektedir.
Cihazın fabrika ayarları teorik olarak
f0= c / λ0
eşitliğini sağlasa da, cihazın yayınladığı sinyallerin dalga
boylarının her zaman λ0
olacağını düşünmek gerçek fiziksel durumu yansıtmaz. Burada λ0 yalnızca bir referans dalga boyudur. Dalga
boyundaki değişimi belirleyen fiziksel büyüklük, Kaynak Cisim ile Hedef
Cisim arasındaki göreli hız olan “v” değeridir.
Doppler Kayması Eşitliği
Doppler Kayması eşitliğinde görüldüğü üzere dalga boyundaki değişim, v tarafından
belirlenen bir oranın üzerine uygulanmasıyla oluşmaktadır.
Bu nedenle λ0değişimin üzerinde
gerçekleştiği temel referans büyüklüğüdür.
Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki göreli hızın fiziksel olarak herhangi bir değer alabilmesi,
cihazın üreteceği sinyal dalga boylarının sonsuz bir çeşitlilikte değişebileceği
anlamına gelir. Cihaz yalnızca kulelere değil, kendisine göre
farklı hızlarda ve farklı yönlerde hareket eden çok sayıda cisme aynı
anda sinyal göndermektedir. Bu sinyaller aynı cihaz tarafından
üretildikleri için frekansları aynı kalmakta, ancak Kaynak–Hedef göreli
hızlarına bağlı olarak dalga boyları
farklı değerler alır.
Figürde sinyallerin beraberce gökyüzünde oluşturduğu şekiller
incelendiğinde her iki tarafta da homojen
dalga dizilerinin oluştuğu görülmektedir. Bu durum beklenen bir
sonuçtur; zira cihaz sabit frekansta çalışmakta ve uçak düzgün doğrusal
hareket etmektedir. Bununla birlikte bu görünüm, aynı zamanda çok
önemli bir fiziksel gerçeği açığa çıkarmaktadır:
“Doppler Kaymasında dalga
boyundaki değişim sinyalin yayınlanması esnasında gerçekleşir.”
Sinyal dalga boyundaki değişimin sinyallerin yayınlanma anında
gerçekleştiği göz önüne alındığında, karşı karşıya olduğumuz fiziksel
mekanizmanın ne kadar olağanüstü olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
3- Karşılaştırma
Buradaki Figür 9’da karşılaştırma amacıyla Figür 6 ve Figür 8 beraberce
görülebilecek şekilde alt alta verilmiştir.
• Üst kısımda, uçağınA ve B konumlarındaki kulelere sinyal
gönderdiği durum (Figür 8),
• Alt kısımda ise ortadaki O konumundaki kulenin yanlardaki
kulelere sinyal gönderdiği durum (Figür 6) gösterilmektedir.
Figür 9 (★) – Kuleden
ve uçaktan gönderilen sinyallerin A ve B konumlarındaki kulelere varma
anı.
Figür 9’da olay akışının özeti:
− t1 anında O konumundaki kule ile uçak aynı
hizada bulunmaktadır ve sinyal yayını tam bu anda başlamaktadır. − Sinyaller t2
anında A ve B konumlarındaki kulelere ulaşmakta,
aynı t2 anında uçak C
konumuna gelmiş bulunmaktadır. − Hem uçak hem de ortadaki kule
aynı tip sinyal üreticisi kullandığı için t = t2
− t1 süresince her iki kaynak da her iki yöne eşit sayıda, yani “n” adet dalga
yayımlar. − Ortadaki kuleden yanlardaki
kulelere gönderilen sinyallerde kuleler birbirine göre hareketsiz
olduğundan, bu sinyallerin dalga boyu değişmez ve her iki yönde de λ0
olarak kalır. Buna karşılık,
uçaktan gönderilen sinyallerde uçak ve kuleler birbirine göre hareketli
olduğunu için, • sol tarafa giden
sinyallerin dalga boyu uzar → λ1 • sağ tarafa giden
sinyallerin dalga boyu kısalır → λ2 Bu durum, figür
üzerinde de açıkça görüleceği üzere λ1 > λ0 > λ2 şeklindeki sıralamayı verir.
Uçağın referans sisteminde sinyal
hızlarının hesaplanması
Figürde verilen büyüklüklerden kullanılarak uçağın referans sistemine
göre A ve B kulelerine gönderdiği sinyallerin
hızlarını oldukça basit bir şekilde hesaplanabilir. A kulesi yönüne giden sinyal: Uçak ile A kulesi birbirinden uzaklaştığı
için sinyalin kat ettiği yol
AC = (c + v) . t olur. Dolayısıyla, uçağın referans sistemine göre A kulesine
giden sinyalin hızı:
B kulesi yönüne giden sinyal: Uçak ile B kulesi birbirine yaklaştığı için
sinyalin kat ettiği yol:
BC = (c −v)
. t
olur. Dolayısıyla uçağın
referans sistemine göre B kulesine giden sinyalin hızı:
Temel sonuç:
Elde edilen bu sonuçlar, uçağın referans sisteminde
sol taraftaki A kulesine giden
sinyallerin hızının c+v,
sağ taraftaki B kulesine giden
sinyallerin hızının ise c−v
olduğunu açık ve tartışmasız biçimde göstermektedir.
Bu bulgu, elektromanyetik teorinin “bütün referans sistemlerinde ışık
hızının daima c
olması gerektiği” yönündeki temel varsayımıyla çelişmekte ve bu
varsayımın fiziksel gerçekliği tam olarak yansıtmadığını ortaya
koymaktadır.
IV- MATEMATİKSEL EŞİTLİKLER
DOPPLER KAYMASI EŞİTLİKLERİNİN ELDE EDİLMESİ
Figürlerden elde edilen niceliklerin doğanın gerçek davranışını doğru
şekilde temsil ettiğini şu temel gerçekten açıkça anlaşılmaktadır:
Doppler Kaymasında dalga boyundaki değişimi veren eşitlik,
figürlerdeki geometrik ve zamansal ilişkilerden yararlanılarak, ek bir
bilgiye ihtiyaç duyulmadan doğrudan türetilebilmektedir.
Aşağıda Figür 9’un vermiş olduğu bilgilerden yararlanarak Doppler
Kayması eşitliklerinin nasıl elde edildiği gösterilmiştir. Sinyallerin varma süresi:
Uçaktan yayılan sinyallerin A ve B konumlarındaki kulelere varma
süresi:
t = t2 − t1
t1 : sinyalin yayınlanma anı t2 : sinyalin kulelere varma anı
Uçak t süresi boyunca v hızı ile hareket ederek, O konumundan C
konumuna gelmiştir. Uçaktan sol taraftaki A kulesine giden
sinyallerin dalga boyunun elde edilmesi:
Uçak ve A kulesi birbirlerinden uzaklaşmaktadır.
Uçaktan sağ taraftaki B
kulesine giden sinyallerin dalga boyunun elde edilmesi:
Uçak ve B kulesi birbirlerine yaklaşmaktadır.
V- DOPPLER KAYMASI İFADESİNİN ÇEŞİTLİ
ANLAMLARI:
Doppler Kayması eşitliğinde yer alan hız terimi v, Kaynak Cisim ile
Hedef Cisim arasındaki göreli hızı temsil eder. Bu çalışmada Doppler
Kayması eşitliklerinin ortaya çıkışının analiz edilebilmesi için,
kuleler ve uçağın hareketi aynı doğrultu üzerinde olacak şekilde
seçilmiştir. Bu nedenle uçağın hızı olan v değeri, Doppler Kayması
ifadesinde doğrudan yer
almıştır.
Doppler Kayması farklı fiziksel parametrelere bağlı olarak
yorumlanabilir. Aşağıda bu yorumlar üç başlık altında sunulmuştur. 1) Göreli hıza bağlı yorumu
Bu yaklaşımda Doppler Kayması, Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki
göreli hızın sonucu olarak sinyalin dalga boyunda oluşan değişimi ifade
eder. Burada belirleyici parametre v değeridir.
λx :
Değişmiş dalga boyu λ : Kaynak Cisim ve
Hedef Cisim birbirine göre hareketsiz iken yayınlanan sinyalin orijinal
dalga boyu v : Kaynak Cisim ve
Hedef Cisim arasındaki göreli hız c : Işık hızı sabiti 2) Mesafelere bağlı yorum
(yayınlanma–varma anı ilişkisi)
Buradaki parametreler uzaklıklardır. Doppler Kayması eşitliği, sinyalin
yayınlanma ve varma anlarında Kaynak Cisim ve Hedef Cisim arasındaki
mesafelere bağlı olarak ifade edilebilir. Doppler Kaymasının bu şekilde
ifade edilmesi:
A kulesine giden sinyallerin dalga boyu:
B kulesine giden sinyallerin dalga boyu:
sinyalin varma süresi : t = t2 − t1
Sinyalin yayınlanma anında
uçak ile kuleler arasındaki mesafe: AO = OB = c . t
Sinyalin varma anında uçak ile
A kulesi arasındaki mesafe: AC = (c
+ v). t
Sinyalin varma anında uçak ile
B kulesi arasındaki mesafe: BC = (c
−v)
. t 3) Sinyal hızlarına bağlı yorum
Bu yorumda belirleyici parametreler sinyalin Kaynak Cismin ve Hedef
Cismin referans sistemlerine göre olan hız değerleridir. Doppler
Kayması, yayınlanan sinyalin Kaynak Cisme ve Hedef Cisme göre olan
göreli hızına bağlı olarak ifade edilebilir.
A kulesine giden sinyallerin dalga boyu:
B kulesine giden sinyallerin dalga boyu:
Uçağın referans sistemine göre
A kulesine giden sinyalin hızı: c1= c + v :
Uçağın referans sistemine göre
B kulesine giden sinyalin hızı: c2 =
c − v : A ve B kulelerinin referans sistemlerine
göre kendisine gelen sinyalin hızı:
c
VI - SİNYAL HIZLARININ DALGA MEKANİĞİ İLE
GÖSTERİLMESİ
Uçağın referans sisteminde, gönderdiği sinyalin hızı c değerinden farklılaşmış olsa
bile, Dalga Mekaniği bu durumda da bütünüyle korunmaktadır. Uçağın
referans sistemine göre elde edilen c+v ve c–v
sinyal hızlarının, Dalga Mekaniği ile tam uyum içinde olduğu burada
açıkça ortaya konmuştur.
Dalga Mekaniğine göre bir dalganın hızı:
Dalga
hızı = Dalga boyu x Frekans
Uçağın referans sisteminde, sol tarafa (A kulesine) gönderdiği sinyalin
hızının c+v , sağ tarafa (B kulesine)
gönderdiği sinyalin hızının c–v olduğu önceki bölümlerde elde
edilmiştir. Ortadaki kuleden gönderilen sinyallerin hızı “c’dir”
ve c
= f0 . λ0 eşitliği sağlanmaktadır.
1) Uçaktan A kulesine gönderilen sinyaller için
Dalga Mekaniği:
Dördüncü bölümde elde edilen [1] numaralı Doppler Kayması eşitliğini
kullanırız (uçak ve A kulesi
birbirinden uzaklaşıyor).
Bu sonuç, A kulesine giden
sinyalin Dalga Mekaniği ile uyumlu bir şekilde,
frekansı, dalga boyu ve hızıyla hareket ettiğini
göstermektedir. 2) Uçaktan B kulesine gönderilen sinyaller için
Dalga Mekaniği
Aynı işlem burada da uygulanır. Dördüncü bölümde daha önce elde edilen
[2] numaralı Doppler Kayması eşitliği kullanılarak (kule ve uçak
birbirinden yaklaşıyor) sonuca ulaşılır.
3) Sonuçlar
Elde ettiğimiz [3] ve [4] numaralı eşitliklerde açıkça görüldüğü üzere,
eğer sinyalin dalga boyu yayınlanma
anında değişiyorsa, sinyalin yayınlanma hızı “c”
sabitinden farklı olmaktadır. Burada özellikle vurgulanmalıdır ki, bu
hız değeri sinyali yayınlayan Kaynak
Cismin kendi referans sistemine göre olan hız değeridir. 4) Kulelere göre uçaktan kendilerine
gelen sinyallerin frekansları nedir?
Sinyalin varacağı Hedef Cismin referans sistemine göre kendisine gelen
bir sinyalin hızı her zaman için sabittir ve c’ye eşittir.
A Kulesine gelen sinyalin dalga boyu λ1’dir ve sinyal
kendisine c hızı ile
gelmiştir.
Bu nedenle gelen sinyalin frekansı
olur.
B Kulesine gelen sinyalin dalga boyu λ2’dir ve sinyal
kendisine c hızı ile
gelmiştir.
Bu nedenle gelen sinyalin frekansı
olur.
VII - FİZİĞİN GELECEĞİNE GİDEN YOL
Bu aşamada, fiziğin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve ileride
fizik bilimine yön verecek bir konudan bahsetmek istiyorum. Normal
şartlarda bu tür değerlendirmeler çalışmanın sonunda yer alır, ancak
burada bir istisna yapma gereği duydum. Çünkü konunun devamını
anlayabilmek için, öncelikle çok özel ve sıra dışı bir durumun
varlığını göstermek zorundayız.
Uzaklığı milyonlarca hatta
milyarlarca ışık yılı olan bir galaksiyi gözlemlediğimizi
düşünelim. Bu tür gözlemlerde Doppler
Kayması her zaman açık bir şekilde kendisini gösterir. Peki ama,
bu nasıl mümkün olmaktadır?
Önceki bölümlerde gösterildiği üzere, Doppler Kaymasında dalga
boyundaki değişim sinyalin
yayınlanması esnasında oluşmaktadır. Bu olgunun taşıdığı gerçek
anlam şudur: O uzak galaksideki bir yıldız,
Dünya’nın kendisine göre olan hızını biliyormuşçasına, yayınladığı
ışığın dalga boyunu Doppler Eşitliğini sağlayacak şekilde ayarlayarak
yayınlamaktadır.
Yıldızdan Dünya’ya gelmek üzere çıkan elektromanyetik sinyal,
milyonlarca/milyarlarca yıl sürecek yolculuğuna, değişmiş dalga boyu ile başlıyor.
Sinyal Dünya’ya vardığında biz sinyalin dalga boyunu (veya frekansını)
ölçüyor, Doppler Kayması eşitliğini kullanarak yıldızın/galaksinin
bizden uzaklaştığını veya bize yaklaştığını hesaplıyoruz.
Buradaki kritik nokta şudur:
Yıldız ile Dünya arasındaki
mesafenin bu mekanizmada hiçbir önemi yoktur.
Galaksi bize milyar kere milyar
ışık yılı uzakta olsaydı dahi, Doppler Kayması aynı şekilde ortaya
çıkacaktı.
Doppler Kaymasının oluşabilmesi için doğada, sinyalin dalga boyunu
yayınlanma anında belirleyen; sinyal hızında (c+v) (c–v) matematiğini
fiziksel olarak üreten mekanik bir altyapı bulunmak zorundadır. Eğer
evren böyle bir mekanik altyapıya sahip olmasaydı, Doppler Kayması
denen olgu hiçbir şekilde ortaya
çıkamazdı.
Bu mekanik altyapının ne olduğuna
dair şu anda fizikte hiçbir açık bilgi yoktur.
Mevcut teorik çerçeveler, Doppler Kaymasının nasıl hesaplandığını
söyler; ancak bu mekanizmanın neden ve nasıl var olduğu hakkında tatmin
edici bir açıklama sunamaz.
Bu çalışmada elde edilen sonuçlar —dalga boyu değişiminin sinyalin
yayınlanması anında gerçekleştiği ve Kaynak Cismin referans sistemine
göre sinyal hızının c’den farklı olabileceği bilgisi— Doppler Kayması
konusuna yeni bir derinlik kazandırmaktadır. Ancak bu çalışma da söz
konusu “mekanik altyapının” ne olduğunu ortaya koymaz; yalnızca onun
varlığına çok daha güçlü ve doğrudan bir şekilde işaret eder.
Dolayısıyla fizik biliminin önünde, geleceğin araştırmalarını
şekillendirecek büyük bir soru durmaktadır:
Doppler Kaymasını mümkün
kılan, evrenin bu gizli mekanizmasının gerçek doğası nedir?
Bu soruya verilecek yanıt, fiziğin geleceğini belirleyen temel
yapı taşlarından biri olacaktır.
VIII – KONU ANLATIMI VE OLAYIN GELİŞİMİ
(İKİNCİ BÖLÜM)
YANLARDAKİ KULELER UÇAĞA SİNYAL
GÖNDERİYOR
Konu anlatımının birinci bölümünde Doppler Kaymasının oluşumu
gösterilirken kurguda en basit yol tercih edilmişti: Sinyaller uçaktan
yayınlanıyor ve yanlarda hareketsiz durumda bulunan kulelere
gönderiliyor. Yer referans sistemine göre kulelere giden sinyallerin
hızları c
olduğundan, bu kurguda itiraz edilebilecek fiziksel çelişkili bir durum
yoktur. Böylece olayın kurgusu bir zorlanma olmadan Doppler Kaymasının
oluşumunu, uçağın referans sistemine göre sinyal hızlarının c den farklı
olduğunu ve dalga mekaniği ile olan ilişkilerini rahat bir şekilde
gösterebilmektedir. Sinyal dalga boyunun niçin değiştiği de, figürlere
dikkat edildiğinde oldukça anlaşılır bir durumdadır.
Bu ikinci bölümde olay akışı farklı bir bakış açısından ele
alınmaktadır. Burada yanlarda bulunan kuleler ortadaki uçağa sinyal
göndermektedir. Olayın başlangıç
anında, uçak O konumundayken kuleler sinyal göndermeye başlar.
Kuleler ile uçak birbirlerine göre hareket halinde olduğu için
bu durumda da Doppler Kayması mutlaka ortaya çıkacaktır. Burada
yanıtlanması gereken temel soru şudur: Dalga boyundaki değişim nerede ve
nasıl oluşur ve kulelerin uçağa gönderdiği sinyallerin hızları nedir? 1) Yanlış varsayım:
Kulelerden sinyallerin bütün yönlerde ve “c”
hızı ile yayınlandığını varsayalım (Figür 10). Sinyaller “v”
hızı ile hareket eden uçağa ulaştığında, uçağın hareket yönüne bağlı
olarak (c+v) ve (c–v) şeklinde bir etki oluşacağını düşünebiliriz. İlk
bakışta bu makul gibi görünse de, bu varsayım fiziksel gerçeklikle
uyumlu değildir.
Çünkü bu varsayım doğru kabul edilirse, uçağın referans
sistemine göre kendisine gelen sinyallerin hızının “c” olmadığını
ileri sürülmüş olur. Bu durumda uçağın
referans sistemine göre, uçağa önden gelen sinyallerin hızı c+v,
arkadan gelen sinyallerin hızı c–v olurdu ve şöyle bir fiziksel
çelişki ortaya çıkardı: uçak arkadan gelen sinyaller üzerinde c–v
ifadesinin belirttiği şekilde enerjide bir azalma hissederdi, önden
gelen sinyallerde ise c+v ifadesinin belirttiği şekilde
enerjide bir artış hissederdi.
Oysa Doppler Kaymasında durum tam tersinedir. Doppler kaymasında c–v
enerjide artmayı (dalga boyu küçülür), c+v
enerjide azalmayı temsil eder (dalga boyu büyür). Dolayısıyla bu
varsayım doğa ile uyumlu değildir ve fiziksel gerçekliği açıklayamaz.
Figür 10 – Yanlardaki kuleler uçağa c hızıyla sinyal gönderiyor.
2) Doğru Varsayım: Uçağın
referans sistemine göre, kendisine doğru gelen sinyallerin
hızının c
olduğunu kabul ederek matematiksel çözüm üretirsek, doğru sonucun hemen
ortaya çıktığı görülür. Ancak bu yaklaşımın doğal bir sonucu vardır:
Soldaki A kulesinin referans sistemine göre uçağa gönderdiği
sinyallerin hızı c+v olmalıdır.
Sağdaki B kulesinin referans sistemine göre uçağa gönderdiği
sinyallerin hızı c–v olmalıdır.
(Figür 11)
Birinci bölümde uçağın referans sisteminde kulelere gönderdiği
sinyallerin hızlarının c+v ve c-v
olduğunu bulmuştuk. Burada da böyle bir durum geçerli olabilir mi?
Figür 11 – Soldaki kule c+v hızı ile, sağdaki kule ise c–v hızı
ile uçağa sinyal gönderiyor.
Şimdi bu çözüm yolunun doğru olduğunu görelim.
Kulelerin uçağa yolladıkları sinyallerin hızlarının niye değiştiğini şu
an için açıklayamasak da (evrenin O
esrarengiz mekanik alt yapısına atıf yapıyorum), bu çözüm yolunun doğru
olduğunu kanıtlamanın basit ve etkili bir yöntemi vardır. Bunun için Galile Relativite Prensibine
başvurmak yeterlidir. Bu prensip bu çözüm yolunun doğru olduğunu
kolaylıkla gösterirken, bir tartışma payı da bırakmaz. Galile Relativite Prensibi: Fiziğin
temel yasaları, birbirine göre sabit hızda hareket eden tüm referans
çerçevelerinde aynıdır.
Galile Relativite Prensibi, fizik yasalarının ivmesiz (sabit hızlı)
hareket eden tüm referans sistemlerinde aynı şekilde geçerli olduğunu
söyler. Fizikte yararlanabileceğimiz pek çok mantıksal sonuca işaret
eder. Bu mantıksal sonuçlardan yararlanarak sağlam ve doğru bir
fikirsel bütünlüğe ulaşmak çoğu zaman mümkündür. Burada da aynı yöntemi
izleyeceğiz. Aşağıda bu prensipten yararlanılarak hazırlanmış ve
konumuzla doğrudan ilişkili bazı önemli sonuçlar verilmiştir. 1) Hareketli cisim–durgun cisim ayrımı
mutlak değildir.
Fiziğin mantığı içerisinde eğer iki cisim birbirine göre hareket
halinde ise, “hangisi hareketli, hangisi durağan” sorusunun fiziksel bir cevabı yoktur. Özel
olarak seçilen bir referans sistemine göre bu iki cisimden herhangi
birini hareketsiz konumda farz edebiliriz. Böyle bir seçim, iki cisim
arasındaki fiziksel süreçler üzerinde bir farklılık oluşturmayacaktır. 2) Sinyalin kim tarafından
gönderildiği fiziksel sonucu değiştirmez.
Bir önceki mantık sebebiyle, kule ve uçak örneğimizde sinyali
hangisinin gönderdiği önemli olmamalıdır. Sinyal dalga boyu değişimi,
Kaynak Cisim ve Hedef Cisim arasındaki göreli hızına bağlıdır, ancak
sinyali hangi cismin gönderdiğine bağlı değildir. Uçağın A kulesine
gönderdiği sinyalin dalga boyu λ1 olduğuna göre, A kulesinin
uçağa gönderdiği sinyalin dalga boyu yine λ1
olacaktır. Benzer şekilde, uçaktan B kulesine giden sinyalin dalga boyu
λ2 olduğuna göre, B kulesinin uçağa göndereceği sinyalin
dalga boyu λ2 olacaktır. 3) Bir cisme göre “gelen sinyalin
hızı” evrensel olarak c’dir. A ve B kulelerinin referans sistemine
göre, kendilerine gelen sinyalin hızı sabit ve c olduğuna göre,
Uçağın referans sistemine göre kendisine gelen sinyalin hızı c olmalıdır.
Bu şart sağlanıyor mu? Bu şartın sağlandığı Figür 11’den görülmektedir.
Uçağa göre A kulesinden kendisine gelen sinyalin hızı: c = (c+v)–v
Uçağa göre B kulesinden kendisine gelen sinyalin hızı: c = (c-v)+v 4) Sinyallerin karşılıklı varış
süreleri eş zamanlı olmalıdır.
Uçağın A ve B kulelerine gönderdiği sinyaller bu kulelere t süresinde ve eş zamanlı olarak
vardığına göre, kulelerin uçağa gönderdikleri sinyaller de uçağa t süresinde ve eş zamanlı olarak
varmalıdır. 5) Kulelerin gönderdiği sinyallerin
hızları (c ± v) olmak zorundadır.
Uçağın referans sistemine göre, A kulesine gönderdiği sinyalin
hızı c1=
c + v = f0.λ1 olduğuna göre,
A kulesinin referans sistemine göre, uçağa gönderdiği sinyalin
hızı c1= c + v = f0.λ1 olmak
zorundadır.
Benzer durum B kulesi için de vardır. B kulesinin referans sistemine
göre uçağa gönderdiği sinyalin hızı c2 = c −
v = f0.λ2
olacaktır.
Sanıyorum ki Galile Relativite Prensibinin sağladığı mantıksal
tutarlılığı göstermek için bu kadar örnek yeterlidir. Bu mantıksal
sonuçların figürlerde ve animasyonlarda doğru biçimde ortaya çıkmasının
yolu da açıktır: Figür, yukarıda belirtilen tüm koşulları sağlayacak
şekilde kurgulanmalı ve matematiksel düzenlemeler buna göre
yapılmalıdır.
Şartları eksiksiz karşılayan tek bir çözüm yolu vardır:
A kulesinden çıkan sinyallerin uçağa c+v
hızıyla, B kulesinden çıkan sinyallerin ise c–v
hızıyla gönderilmesi gerekir.
Aşağıdaki figürlerde iki durum gösterilmektedir.
Figür 12 – Uçak kulelere
(c+v) ve (c–v) hızlarıyla sinyal gönderiyor.
Figür 13 – Kuleler uçağa
(c+v) ve (c–v) hızlarıyla sinyal gönderiyor.
Aşağıdaki Figür 14’te, sinyallerin varma anını karşılaştırmalı olarak
gösterilmektedir.
Figürün üst kısmında sinyaller uçaktan
gönderilmektedir; alt kısmında ise sinyaller yanlardaki kulelerden
gönderilmektedir.
Her iki durumda da sinyaller hedeflerine ulaşmış durumdadır. Figür,
Galile Relativite Prensibinin gerektirdiği tüm koşulları eksiksiz
olarak sağlamaktadır.
Figür 14 (★) – Galile
Relativite Prensibi kullanılarak hazırlanan karşılaştırmalı grafik
Figürden elde edilen veriler incelendiğinde, her iki kurguda da aynı matematiksel eşitliklerin
geçerli olduğu görülür.
Böylelikle normalde anlatması gerçekten zor olan İkinci Bölüm,
Galile Relativite Prensibini kullanarak kolay yoldan, üstelik hiçbir ek
matematiksel türetmeye ihtiyaç duymadan açıklanmaktadır. Eğer ikinci
bölümü normal yoldan açıklamaya kalkışsaydım, yüzlerce sayfadan oluşan
bir anlatım yapmam gerekirdi ve anlattığım pek çok şey teorik öngörüler
ve belirsizliklerin arasında kaybolurdu. Galile Relativite Prensibi,
fiziksel olayların tutarlı biçimde açıklanmasında son derece güçlü ve
temel bir ilkedir.
IX – BULGULAR VE SONUÇLAR
Bu çalışma, fizik teorisinin temel taşlarını doğrudan ilgilendiren son
derece önemli bulgular ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar aşağıda
maddeler hâlinde özetlenmiştir: 1. Işık hızı sabitinin fiziksel anlamı
yanlış bilinmektedir.
Bu çalışmanın en temel bulgusu şudur:
Işık hızı sabiti “c”, bir cismin
referans sistemine göre kendisine doğru gelen sinyalin hızını temsil
eder.
Bütün cisimler için kendisine gelen sinyalin hızı sabit ve
“c”ye eşittir. 2. Kaynak Cisme göre sinyalin
yayınlanma hızı sabit değildir.
Kaynak Cismin kendi referans sisteminde, yayınladığı bir sinyalin hızı,
sinyalin hangi Hedef Cisme gittiğine bağlı olarak herhangi bir değer
alabilmektedir. Sinyalin hızı, Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki
göreli hız nedeniyle c' = c±v
şeklinde bir değer alır. Bu hız değeri Dalga Mekaniği ile de tam
uyumludur. 3. Kaynak Cisimden aynı anda
yayınlanan sinyallerin hızları çoğu kez birbirinden farklıdır.
Bir Kaynak Cisim olarak bir yıldızı ele alalım. Yıldız, aynı anda yakın
veya çok uzak çevresinde bulunan neredeyse sonsuz sayıda cisme ışık
sinyalleri göndermektedir. Bu cisimlerin neredeyse tamamı yıldıza göre
farklı hız ve yönlerde hareket etmektedir. Bu nedenle, Kaynak Cismin,
yani yıldızın kendi referans sistemine göre, aynı anda yayınlanan ancak
farklı hedef cisimlere giden sinyallerin hızları birbirinden farklı
olacaktır.
Dolayısıyla, Kaynak Cisimden aynı anda yayınlanan sinyallerin
“uzayda c hızıyla genişleyen bir kürenin yüzeyi” şeklinde yayıldığını
varsaymak doğru değildir. Böyle bir model, Kaynak Cisme göre sinyal
hızlarının gerçekte c+v, c−v gibi farklı değerler alabildiği
gerçeğini göz ardı eder ve bu nedenle geçerliliğini kaybetmiştir.
Çalışmadaki 1, 5, 6 ve 7 numaralı figürlerde, sinyalin
yayınlanmalarını tasvir eden küresel çizimler yanlış olduğu bilinmesine
rağmen kasıtlı olarak konulmuştur. Sinyaller hiç bir zaman o figürlerde
gösterildiği şekilde yayınlanmazlar. 4. Doppler Kaymasındaki dalga boyu
değişimi Kaynak Cisimde ve yayınlanma anında oluşur.
Dalga boyundaki değişimin miktarını Hedef Cisim ile Kaynak Cisim
arasındaki göreli hız belirlemektedir.
Bir öngörü olarak “Doppler Kayması
sürecinde Kaynak Cismin pasif
bir rol üstlendiğini, yalnızca sinyali üretip yayınladığını; buna
karşılık dalga boyundaki değişimin belirlenmesinde Hedef Cismin aktif bir rol oynadığını”
burada ifade etmek isterim. 5. Bir sinyal yayınlandığı anda, hangi
Hedef Cisme doğru yol alacağı fiziksel olarak belirlenmiş durumdadır.
Sinyal hedefine ulaştığında seyahati sona erer. Elektromanyetik ışıma,
daima bir cisimden başka bir cisme gerçekleşen bir etkileşimdir;
dolayısıyla varacağı bir hedef cisim olmadan bir sinyalin yayınlanması
mümkün değildir. 6. Bu bulgular Elektromanyetik Teoride
temel bir eksiklik/yanlışlık bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Güncel Elektromanyetik Teori, sinyal hızları için yalnızca sabit c
değerini kabul etmekte ve burada ana hatlarıyla gördüğümüz (c+v) (c–v) matematiğini içermemektedir.
Elektromanyetik Teorinin, (c+v) (c–v) matematiğini içine alacak
şekilde yeniden düzenlenmesi gereklidir. 7. Bu düzenleme yapıldığında Özel
Relativite Teorisine ihtiyaç kalmayacaktır.
Elektromanyetik Teori (c+v) (c–v)
matematiğine tam olarak geçiş yaptığı zaman, birbirine göre hareketli
cisimler arasındaki elektromanyetik etkileşimi doğru bir şekilde ifade
edebilen bir duruma gelecektir.
Böyle bir teorik yapı, Özel Relativite Teorisinin açıklamaya
çalıştığı tüm fiziksel olayları zaten kendi içinde barındırmış
olacağından, Özel Relativite Teorisi
gibi ayrı bir teoriye ihtiyaç kalmayacaktır. 8) Alice Yasası, (c+v) (c–v)
matematiğini kullanan Elektromanyetik Teoridir.
2001 yılından beri, yani neredeyse 25 yıldır (c+v)
(c–v) matematiği üzerinde çalışıyorum.
Hazırladığım tüm çalışmaları bugüne kadar Alice Yasası adı altında yayınladım.
İlk yıllarda Alice Yasasını — yani (c+v) (c–v)
matematiğini — alternatif bir relativite teorisi temelinde
değerlendiriyordum. Ancak zaman içinde bu matematiğin aslında Elektromanyetik Teoriye ait olduğunu
anladım. Bu nedenle bugün rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Alice Yasası, (c+v) (c–v) matematiğini kullanan Elektromanyetik
Teoridir.
Relativite Teorisi gibi, Alice Yasasının da işaret ettiği birçok öngörü
ve sonuç bulunmaktadır. Örneğin: • Alice Yasasında Zaman Kayması ve Uzunluk Kayması, • Özel Relativite Teorisinde ise Zaman Gecikmesi ve Uzunluk Kısalması vardır.
Burada anlatmaya çalıştığım şudur: Bir yerde zamanın yavaşladığını
ölçüyorsanız, bir cismin boyutunda değişim görüyorsanız, bunun sebebi
Alice Yasasının varlığıdır.
Relativite Teorisinin kavramlarıyla Alice Yasasına yaklaşmak
doğru bir yöntem değildir.
Ayrıca her iki teorinin öngörüleri arasında önemli yapısal
farklılıkların bulunduğu da unutulmamalıdır.
Alice Yasasının öngörüleri ve sonuçlarıyla ilgili tüm çalışmalarıma
aliceinphysics.com web sitemden ulaşabilirsiniz. 9) Geleceğin fiziğine giden yol.
Elektromanyetik Teori, (c+v) (c–v) matematiği temelinde ilerledikçe, “c”
ışık hızı sabitinin gerçek fiziksel anlamı daha iyi anlaşılacak ve bu
matematiğin ortaya çıkmasını sağlayan evrenin o gizemli mekanik
altyapısının keşfedilmesinin yolunu açacaktır.
X – KAYNAKÇA
[1] Einstein, A. (1991). İzafiyet
teorisi (G. Aktaş, Trans.). İstanbul, Türkiye: Say Yayınları. (Original work published as
Relativity: The Special and the General Theory)
[6] Erim, H. (2025). AliceYasası – Versiyon 9 Fizik Programı
[Yazılım]. Program Türkçe, İngilizce Rusça ve
İspanyolca dil desteğine sahiptir. İndirme adresi: Türkçe Sayfa: https://www.aliceinphysics.com/download/download_tr.html